Azerbaycan’da Yeni Bir Modacı Doğuyor

Genç modacı Sara Hüseynli Vizyon Medya Grup gazetelerine demeçlerde bulundu.

1-Kendinizi biraz tanıtır mısınız?

İsmim Sara Hüseyinli,20 yaşındayım. Azerbaycanlıyım. Şu anda Nahçıvan Öğretmenler Enstitüsü’nde okuyorum. Sonuncu yılım. Nahçıvan Ressamlar Birliği’nin Genç Ressamlar bölümünün üyesiyim. Ayrıca “Güneş” Çocuk Akademisinde resim öğretmeniyim.

2-Moda sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Moda sektörü, dünyanın en başta gelen endüstrilerinden biri. Hazır giyim endüstrisi ile dirsek temasında çalışan bir sektör. Hiçbir zaman değer kaybedeceğini düşünmüyorum.

3-Her geçen gün zorlaşan bu sektörde var olabilmek adına neler yapıyorsunuz?

Tekstil; dünyada petrolden sonra en çok kirlilik yaratan ikinci sektör. Son yıllarda özellikle pandemi dönemiyle birlikte artan bilinçlenme sonucu moda endüstrisinin, çevreye ve insanlığa verdiği zarar ve sebep olduğu atık krizini hepimiz biliyoruz.

Son dönemlerde artan hızlı moda akımının etkisiyle tekstil ürünlerinin kullanım süresi de oldukça azaldı. Ayrıca üretilen tekstil ürünlerinin çoğunluğu stok fazlası olarak kullanıcıya dahi ulaşmadan atık halini alıyor. Markaların çoğalmasıyla etik ve sınırlı üretimle atık sorununu engelleyebiliriz. Kullandığımız geri dönüştürülmüş ve doğal, sürdürülebilir kumaş ve materyallerle plastik ve kimyasal krizi engellemiş oluruz.

4-Hayatta herkesin rol model aldığı birileri vardır, sizin rol modelinizi kimdir?

Bu soruyu pas geçmek istiyorum

5-2023 yılı hedeflerinizde neler bulunmaktadır?

2023 yılına çok iyi başladım ve öylede devam edeceğine inanıyorum. Şu an ki hedefim Ankara’da Moda tekstil üzere Master okumak

6-Moda sektörüne girmek isteyen kişilere neler söylemek istersiniz?

Şunu bilmekte fayda var; tekstil sektörü çok büyük gelişmelerin olduğu, çok ciddi ilerlemelerin kat edildiği bir endüstri olmasına rağmen dünyayı kirletmesiyle anılan birkaç sektörden biri olarak kabul ediliyor. Önde gelen tekstil şirketleri bu konuyla ilgili önemli ARGE çalışmaları yapıyorlar. Tekstil ve tekstilden beslenen iplik, kumaş şirketleri ve ham madde üreticileri  de aynı şekilde.

Siz bu dengeyi siz nasıl sağlıyorsunuz derseniz, açıkçası ben de herkes kadar bu işin içerisinde yeniyim.

Bu anlamda nelerin doğru olacağını öğrenme aşamasındayım. Örneğin bir çevreci olarak, öğrenmeye başladığım en basit şey etiket okumak oldu. Etiketleri okuyarak aldığımız ürünlerin içerisindeki ipliklere dair fikir sahibi olmak ve doğaya daha az zarar veren, üretim sürecinde ekolojik kaygıları daha yüksek olan ürünler kullanmamız mümkün.

Ekolojik üretimleri temsil eden bir takım simgeler var; ben de etiketlerde bunlar var mı diye kontrol ediyorum. Bu, alışveriş yapma sürecinin yanına “alışveriş yapmama” bilincini de ekliyor.

Çünkü benim için kaliteli ve daha az ürün almak demek, hem daha şık bir gardırop hem de ekolojik bir dünya demek. Yine de şunu reddedemem; yeri geldiğinde hızlı bir ihtiyacımı gidermek üzere sınırlı bir bütçe ile elbette sokak markası, büyük cadde markası olarak tabir ettiğimiz tekstil devlerinden birinin dükkânına gidebilirim. Ama bundan böyle, bu öğrendiklerim çerçevesinde etiket okumadan bir seçim yapmam söz konusu olmayacak.

Bunu da daha fazla insanın erişe bilmesi için paylaşıyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir