Merhamet Medeniyeti

Merhameti sadece en basit anlamı olan acıma duygusu olarak ele alırsak varacağımız bir hedef olmayacaktır. Merhamet, bunun ötesinde tüm mahlukata karşı yüreğinde o acıyı hissetmekle birlikte; sıkıntıya ortak olmak, empati kurmak ve onu paylaşmaktır.

İslâm dini bu konuda çok net bir tutum ortaya koymaktadır. O da sadece canlılara değil, çevreye, doğaya, eşyalara ve de tüm mahlukata aynı şekilde merhameti tavsiye etmektedir. Bu durum batı toplumlarında mevcut değildir, böyle olunca da bizde inancımızla birlikte ortaya çıkmış olan merhamet medeniyetini de anlamaları mümkün değildir. Batının bu konudaki en büyük handikabı bencil olmalarıdır.

Merhamet konusu kalp ile alakalı olduğu için burada işin içine iman girmektedir. İnancın ve imanın girmediği kalp kararacağı için de burada merhametin barınması mümkün olmayacaktır. Günümüzde yaşadığımız birçok olayda sonuçlara baktığımız zaman merhametsizlik baş rol oynamaktadır. İslâm dinini sadece beş şart olarak kabul ettiğinizde bunun sıkıntısı her alanda yaşanmaktadır. Oysaki bunlar yapmamız gereken ödev ve görevlerimizdir. Bunun dışında ki tutum ve davranışlarımız gerçek anlamda mümin ve Müslüman olduğumuzun göstergesi olacaktır. İslâm dinini
tam manasıyla hayatımıza tatbik etmediğimiz de alınacak bir mesafe olmayacaktır.

Günümüzde etrafımıza baktığımız zaman yaşanan tüm olumsuzlukların kaynağı; diğergamlık, empati ve merhamet konusundaki eksikliğimizden kaynaklanmaktadır.

Bir medeniyeti inşa etmek kolay değildir. Bunun için uzun bir süreç, yaşanmışlıklar, değerler, kutsallar, yaşam tezahürleri ve kültürel birikim gerekmektedir. Medeniyetin yerleşmesi, yaşaması ve uygulanarak sonsuzluğa taşınması bin yılları bulmaktadır. İşte merhamet medeniyeti de bin yıllık devlet geleneği ve bindörtyüz yıllık inanç temelli olarak ortaya çıkmıştır.

Son dönemlerde başka bir çelişki de hayvanlara insanlardan daha fazla merhamet gösterilmesi ki bunun sosyolojik olarak izahı çok kolay değildir. Ortaya çıkan bu çifte standart kabul  edilebilir hiç değildir. Yüce Allah tüm mahlukata adil ve eşit şekilde rızık temin ettiği için hayvanların fıtratını bozacak bu tür davranışlar yine izahtan verastadır.

Burada asıl görev birey olarak herkese düşmektedir. Başkalarının dertleri ile dertlenmek, onların dertleri ile hemhal olmak esastır. Bunun dışında ortaya çıkan; bencillik, nadanlık, nemelazımcılık ve duyarsızlık meselenin köküne kibrit suyu dökmektir.

Sonuç olarak; asırlar ötesinden süzülerek gelen merhamet medeniyetini muhafaza etmemiz elzemdir. Aksi takdirde yok olmamız içten bile değildir. İnsanlığımızı bize hatırlatan bu kültür ve medeniyeti yaşatmak eşref-i mahlukat olarak bizi zirveye taşıyacaktır. Aksi takdirde esfel-i safilin olarak sürünürüz, bu da İnsanlığımızın sonu olacaktır ki Allah muhafaza…

Esenlik dileklerimle,
Erol Aydın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir