15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİ GERÇEKTEN ÇÖZMEK İSTEYENLER, 25 MART 2009 MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKASTINI ÇÖZMELİ. ÇÜNKÜ,15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN ŞİFRESİ, 25 MART 2009’DAKİ ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKAST’ İNDE GİZLİDİR!

“15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 6 yıl geçti. Öncelikle bu alçakça kalkışmada Şehadet şerbeti içen 251 Şehidimize Allah’tan rahmet dilerken, 2196 Gazimiz içinde hâlen tedavileri devam edenlere acil şifalar, sağlıklı ve hayırlı ömürler diliyor, Mevla’dan, Milletimize bir daha böyle acılar yaşatmaması adına niyazda bulunuyorum
15 Temmuz 2016’dan bu yana söylediğim ve bundan sonra da Allah ömür verirse söylemeye devam edeceğim gibi; “15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİNİN ŞİFRESİ 25 MART 2009 DAKİ ŞEHİT MUHSİN YAZICIOĞLU SUİKASTİNDE GİZLİDİRİ! Ve bu İddiam “YAZICIOĞLU SUİKASTİ” aydınlanana dek devam edecek. Bazılarımız bu yazının ardından şunları söyleyebilir. “YAZICIOĞLU SUİKASTİ” ile 15 Temmuz darbe girişiminin ne bağlantısı olabilir. Oy oranı hiçbir dönemde %1,5 geçmemiş olan bir siyasi partinin genel başkanına kim, neden, suikast düzenleyip öldürmek istesin. İsterseniz YAZICIOĞLU SUİKASTİ ile 15 Temmuz darbe girişiminin ne bağlantısı olduğu ile ilgili olarak verecek olduğum bilgiler bu soruyu aklına getirenlere bir cevap olsun.
Öncelikle ifade etmeliyim ki Şehit Lider Muhsin YAZICIOĞLU, aldığı oy oranı ile değerlendirildiğinde, Oy onaranı, hiçbir zaman %1,5 geçmemiş olan bir siyasi partinin lideridir. Ancak, olaya bu şekliyle bakanlar, çok ciddi bir yanış içindedirler. Bu yanlış SUİKAST ’tin üstünü örtmek için ya art niyetli olarak bilinçli olarak gündeme getirilmekte, ya da ciddi anlamda YAZICIOĞLU’nu tanımamaktan, Muhsin YAZICIOĞLU isminin Turan coğrafyası için Türk – İslam alemi için ne anlam ifade ettiğini bilmemekten, Yazıcıoğlu’nun Mecliste tek başına da olsa, Kütlesel ağırlığının meclissin tamamını tartacak derecede büyük, 21. YY ALPEREN olduğunu anlayamamaktan kaynaklıdır.
15 Temmuz darbe girişimiyle YAZICIOĞLU SUİKASTİ arasındaki bağlantıya gelince aşağıda anlatmaya gayret edeceğim birkaç örnek ne demek istediğime ne anlatmayla çalıştığıma ışık tutacaktır.
15 Temmuz Darbe girişimi ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN ‘a Marmaris’te kaldığı otelde suikast girişiminde bulunan ve yargılanıp cezaevine konulan sözde subaylardan İstanbul 4. Kara Havacılık Alayında görevli Kara Havacı Yarbay Davut Uçum ile Astsubay Üstçavuş Aydın Özsıcak ne tesadüftür ki 25 Mart 2009 da Şehit genel başkanım Cennet mekân Muhsin YAZICIOĞLU ve dava arkadaşlarımızın düşürülen helikopterinin parçalarını söken kişilerden sadece bir kaçıdır. İşin acı olan yanı, bu kişiler Yazıcıoğlu Suikast’ inde, sadece helikopterin parçalarını sökmekten yani hırsızlık dan yargılanmış, 15 Temmuz darbe girişimindeki pozisyonları icabı ise bu kez DARBECİ olarak yargılanıp ceza almışlardır. Oysa 25 Mart 2009’daki suikasttaki rollerinde gereken yargılama yapılmış olsa, kimlikleri ve kimlere hizmet ettikleri deşifre edilebilmiş olsa, beklide 15 Temmuz hiç yaşanmamış olacaktı.

Yine, bugün 15 Temmuz darbe girişimine karıştıkları gerekçesi ile yargılanıp ceza evine konan emniyet istihbaratın başında bulunan Ramazan AKYÜREK, Yazıcıoğlu suikastının yapıldığı günde de emniyet istihbaratın başında idi. Ayrıca suikast günü Kahramanmaraş Emniyet İstihbarat Müdür Yardımcısı olarak görevinde bulunan Dursun Özmen, FETÖ/PDY soruşturması kapsamında tutuklanıp cezaevine konulanlar arasında.
Bizlerin ve millet vicdanında suikast olarak yer alan Yazıcıoğlu olayının Malatya’da görülen davasına bakan ve takipsizlik kararı veren dönemin 2. özel yetkili Cumhuriyet savcısı Özden DOĞAN ve Şeref Gürkan FETÖ/PDY üyesi olmaktan tutuklanıp cezaevine olanlardan. Bunlar gibi daha onlarca sözde devlet görevlileri ve siviller bugün FETÖ/PDY Terör örgütü üyesi olmaktan tutuklu ve ceza evinde.
VEEE…
FETÖ/PDY Terör örgütü ele başısı FETÖ’nün Cennet mekân Muhsin YAZICIOĞLU suikastından hemen sonra yaptığı “Alperenler ve Liyakat” başlıklı konuşmasında
““Onca kin ve garez yüklü insanın her gün daha farklı bir komplo kurduğu bir dönemde, şayet gönül erleri, liyakat peşinde koşuyorlarsa ve davaya ehil insanlar olmak için çırpınıyorlarsa, o ölçüde menfi neticelere istihkaktan uzak durmuş sayılırlar. Aksi halde, ne kadar liyakat kaybına uğruyorlarsa, o nispette de derdest edilip bir kenara itilme istihkakıyla karşı karşıya kalmış olurlar.”
“Aldansanız bile kimseyi aldatmayın. Çünkü aldatma günahtır. Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz. Bir perşembe akşamı vefat edersiniz, bir cuma günü cenazenize ulaşırlar.”
“Asker vazifesini yapmadı dediler, ben yaptığına kaniyim yani. Hakikaten herkes seferber olmuş. Sivil inisiyatif bu mevzuda bir şey yapmadı, ben o kanaatte değilim, herkes elinden geleni yaptı.”
“Hançerlenmek için sırtını da dönmemelisin. Hançerleyebilir.
Siyasi istismara meydan vermemek lazım. Hiç kimse meydan vermemeli. Herkes elinden geldiğince bence bu havayı yumuşatmaya çalışmalı” ifadeleri.
Tüm bu belgeleri ve bilgileri ile sabit olan ve örneklemeleri daha da artırabileceğimiz olaylardan sonra halen” YAZICIOĞLU” suikastı ile FETÖ/PDY Terör örgütünün bir bağlantısı yoktur diyeceklerde elbette çıkacaktır. Böyle söyleyenlerin kanımca tek bir haklılık payı vardır oda şudur ki: FETÖ/PDY TERÖR ÖRGÜTÜ YAZICIOĞLU SUİKASTİNİN İÇERİDEKİ EN ÖNEMLİ AYAKLARDAN, TAŞERONLARINDAN BİRİ DİR.
Bu vesile ile bir kere daha paylaşmak isterim ki, 15 Temmuz Darbe girişimini gerçekten çözmek isteyenler, öncelikle 25 Mart 2009 da sadece Alperenlerin değil Tüm Tuğran Coğrafyasının, Türk İslam coğrafyasının ümit bağladı, Cennet mekân Şehit liderim Muhsin YAZICIOĞLU suikastını çözmeliler. Çünkü 15 Temmuz darbe girişiminin şifreleri 25 Mart 2009 da ki Şehit Muhsin YAZICIOĞLU suikastında gizlidir” Şayet bu suikast çözülürse 15 Temmuz’da, bundan önceki gerek Sağ’da gerekse Sol’da gerek içeride gerekse dışarıda gerçekleşmiş olan pek çok faili meçhuller, suikastlar de çözülür, faillerine ulaşmak mümkün olur dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir