ŞALVIZ TIBBİ CİHAZ ÜRETİCİLERİNİN SESİ OLDU..

5 min read

 Gelecek Partisi Genel Merkez Sağlık Komisyonu üyesi ve Muğla İl Koordinatörü olan İş İnsanı Oğuz ŞALVIZ,tıbbi cihaz sektöründe yaşanan sıkıntılara değinmek üzere kamuoyuna bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Şalvız yaptığı basın açıklamasında bir sektör göz göre göre batıyor, artık feryatları duyun diyerek hükümete seslendi;

İşte basın açıklamasının detayları;


BİR SEKTÖR BATIYOR, HEM DE GÖZ GÖRE GÖRE

Yaklaşık 2 senedir yokuş aşağı inen Türkiye ekonomisi, pandemi süreciyle birlikte geri dönülmez bir yola girmiş gibi görünüyor. Bu kötü ekonomi tablosundan en çok etkilenen sektörlerden biri de medikal malzeme, tıbbi cihaz üretici ve satıcılarıdır.

Başta devlet hastaneleri olmak üzere kamu sağlık tesislerinin medikal malzeme ödemelerinin adeta “işinize gelmiyorsa yapmayın kardeşim, bizde böyle!” tavrıyla 1 seneyi aşması hatta son zamanlarda
16-17 aylara yayılması, sadece 2020 yılında medikal sektör firmalarının üçte birinin kepenk kapatmasına sebep oldu.

Henüz iflas etmemiş firmaların da önemli bir kısmı adeta uzatmaları oynuyor, birikimlerini kullanarak ayakta kalmaya çalışıyorlar yada faktöring kuruluşları ile temlik pazarlığı yapıyorlar. ( Yandaş firma değilseniz tabii)

Medikal sektör ne yapıyor?

●                   İstihdam yaratıyor

●                   Vergi veriyor

●                   Üretim ekonomisine katkı sağlıyor

●                   İhracat yaparak cari dengeye katkı sağlıyor

●                   İnsan sağlığına /sağlık sektörüne fayda sağlıyor

●                   Sağlık gibi stratejik bir konuda dışa bağımlılığı azaltıyor

Devlet ne yapıyor?

●                   Çeşitli mevzuat ile belirlediği standartlarda, zamanında, modern sağlık ürünlerini hastane teslim
şartlarında satın alıyor

●                   Çoğu zaman monopole varan tek / en büyük alıcı olarak fiyatları ve ödeme şartlarını kendisi
belirliyor.

●                   2020 senesinde 12 ayı bulan ödemeleri kendi insiyatifiyle, tarih vermeksizin erteleyebiliyor.

●                   Üretim, satın almalar, personel, satış vs tüm vergilerini de işletmelerden zamanında alıyor,
kaynağında kesiyor.

●                   Kullanılan malzemeden/hizmetten kaynaklı bakanlıklar arası ödeme işlemlerini tamamlıyor.

●                   Malzemenin kullanıldığı hastadan alınması gereken ödeme, yapılması gereken kesinti var ise bunu
gerçekleştiriyor.

●                   Ama tüm bu süreçlerde başrol oynayan, üretim ya da satın alma aşamasında döviz bağımlı
olan, personel dâhil sabit ve değişken giderlerini hatta vergileri ödeyen medikal firmalara
ödeme konusunda cebine akrep dolduruyor
!


En Büyük Darbeyi Pandemi Sürecinde Yaşadılar
Pandemi sürecinde hastanelerin acil dışı vakaları süresiz ertelemesi, özel hastaneler dâhil nakit akışına kısmen de olsa destek sağlayan tüm gelir kapıları kapanan sektör firmaları açıklanan destek tedbirlerinden de faydalanamadı. Hem alacaklı hem de uzun süre hizmet veremez duruma geldiler.


Hibe ya da Kredi Değil Alacaklarını İstiyorlar!
Ülke ekonomik verileriyle alakası olmayan sembolik tedbir paketlerine karşın hibe ya da kredi değil alacaklarını isteyen medikal firmalar ne ödeme alabildi, ne de muhatap bulabildi.
En acı tarafı ise milyon seviyesinde alacağı bulunan firmaların bir kısmı 3.000 TL destek evet yanlış değil sadece üç bin Türk Lirası destek ile muhatap tutuldular.

Sağlık Uygulama Tebliği

SUT Kapsamlı son düzenlemesi 2010 yılında yapıldı. ( 1 USD yaklaşık 1,5 TL) Direkt ve dolaylı olarak dövize bağlı olan sektörün alacakları TL cinsinden yapıldığı için ihtiyacı karşılayamaz duruma gelmiştir. Özellikle 2018 Temmuz ayından itibaren para politikalarındaki yanlış uygulamalar, kontrolsüz artan ve güvensizlik yaratan dövize karşı sektörü içinden çıkılmaz bir noktaya sürüklemiştir.

Örneğin kalp damar cerrahisinde kullanılması zorunlu bir malzemenin ( Kılavuz tel) SUT fiyatı 144 TL iken işletmeye maliyeti 180 TL+KDV ya da aynı ürünün farklı bir ölçüsü için 200 TL ödeme yapılırken işletmeye maliyeti 480 TL+ KDV dir.
Benzer örnekleri artırmak mümkün.

%25 Feragat
2020 Ekim ayında sektörün kamu alacakları 20 Milyar TL seviyesinde iken bu alacaklarından %25 feragat yapmaları koşuluyla ödemelerin yeni bir plan dahilinde gerçekleştirilebileceği
“ Yok artık bu kadar da olmaz!”  dedirtti. Maalesef bu da oldu.

26 Nisan akşamı Sn. Cumhurbaşkanı’nın açıkladığı SUT üzerinden %10 artışın, 10 yılın ardından, döviz karşısında ezdirilen ve aylarca geciktirilen TL bazlı ödemelere anlamlı bir katkı sağlayacağını düşünmek hayalcilikten öteye geçemez!

Faiz Lobisine Sevk
Başta Sn. Cumhurbaşkanı olmak üzere hükümet yetkililerinin sıkça vurguladıkları o faiz lobisine adeta itilerek gönderilen tıbbi malzeme sektörü zaten değerinin altında, dövize ve aylarca gecikmiş ödemelere yenilirken hayatlarını idame edebilmek amacıyla kamuya kestikleri faturaları karşılığı finans kuruluşları ile temlik ilişkisine girerek önemli kesintilerle bir miktar nakit sahibi olabilmekte ve re-finansman sağlayabilmekteler. Sistemin yükünü çeken sektör firmaları bu finans kuruluşları kadar dahi para kazanamamaları ve sektörün faiz/kesinti karşılığı finanse edilmesi ayrıca hazindir.

Bu Sektörün de Yandaşı Var!
İnsan sağlığı gibi hassas bir konuda bile kimi zaman malzeme kalitesi kimi zaman finansman avantajları ile kamu hastanelerinde olmasa dahi DMO doğrudan teminlerinde karşılaşılan, gizli kapaklı yüksek adetli, hızlı ödemeli alışverişler de sektör temsilcilerini hayli zor sokmakta ve maalesef kamuya karşı olan güveni azaltmaktadır.

Dışa Bağımlılığımız Artacak
Aslında basit bir ticaret ile alacak/verecek ilişkisi bulunan devlet ile medikal firmalar arasındaki bu tek taraflı dominant ilişki önümüzdeki günlerde sağlık sektörünü ve Türk sağlık politikasını ciddi şekilde etkileyecek ve maalesef çok daha maliyetli satın almalarla ülkemizi dışa bağımlı hale getirecek gibi görünüyor.

Devlete borcu bulunmadan ve hatta alacaklı vaziyette iflas eden, iflas ederken de çoğunlukla sektör içindeki diğer paydaşlara da domino etkisiyle zarar verecek olan medikal firmaların nitelikli işsizler kadrosuna devlet eliyle katkı yapacağı acı günler yakındır!

 Tıbbi Malzeme Sektörü İçin Anlamlı Tedbirler Uygulanmaya Başlanmaz ise;

Ø    Ülke insan sağlığını tehdit edecek seviyede tedavi eksikliği oluşturabilecek. (Tedarikçi ya da
üretici firmaların ver(e)mediği malzemeler sebebiyle aksayan tedaviler, gerçekleştirilemeyen
operasyonlar ya da kalitesi kabul edilmemiş yeni ürünlerin kullanımı sebebiyle)

Ø    İnsan sağlığı gibi stratejik bir konuda dışa bağımlılığımız aratacak.

Ø    İthalatın artması, üretimin azalması ile cari dengeye olumsuz katkı sağlayacak.

Ø    Makro ekonomiye zarar verecek seviyede bir sektörün yok oluşu mümkün olacak.
( Üretim, istihdam, vergi, vb.)

Ø    Aileleri ile birlikte 500 Bin civarında kişi doğrudan etkilenecek.

Görüş ve kanaatlerimiz, uzun süredir sektörde yer alan kişi ve kurum temsilcileriyle gerçekleştirdiğimiz istişareler sonucu bu metne dökülmüştür.

     Saygılarımla
Oğuz Şalvız

Haber ; TANER ÖZGÜR

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.